Sallanan koltuğumda oturuyorum denize karşı. Uçaklar inip kalkıyor sık sık. Gökyüzünde yeni ay var; hani bu kadar inceyken dua edilenlerden. Hava karardı, kararacak. Birazdan yürüyüşe çıkacağım. Yalnızım ve biliyorum ki benim gibi pek çokları var.
Bazı şeylerde yanılmış olabileceğimi, bir hata yapıp peşi sıra domino taşları gibi pek çok hatayı devirdiğimi biliyorum. Bir söküğü neresinden yakalayabilir insan?
Çokların söylediği gibi değil artık cümlelerimin bazıları. Örneğin okumak konusunda. Mezarlarımızı kitaplardan, okullardan yaparcasına okuduk. Şimdi düşünüyorum da o kadarına ne gerek vardı! Geriye dönülmüyor bu durulan yerde. Zaten pek çok şeyi unutmaya başladım. Belki de yaşlanıyorumdur. Bunu düşünmek bile zEHirli bir acı. Öldürmeyen cinsinden ama..
Güvenmek de tuhaf bir kavram. Aslında birbirimize bu kadar benzerken bir yandan da değerlerimiz en yakınımızdan, yakınımızdakilerden çok farklı. Kırmak istemediğimiz pek çok insanı kırıyoruz. Yaptığımız pek çok şeyden dolayı ayıplanıyoruz. Bu dünyada kim var güvenilecek? Güvenmek ne demek? Güvenince ne olmaz bize? Bütün kavgamız, endişemiz kazanmak, değil mi?
Kendinden daha başarısız biri yanına geldiğinde istemiyorsun. Onun yanına gidişin de ondan daHa başarılı olduğunu göstermek için sadece. Kimse senin yolunu, numaranı Hatırlamazken Hasbel kader bir şeyler yaptıysan 7 kat dipte, 7 kat gökte de olsan ulaşıyorlar sana.
Dostluk ne demek? Dostun da senden başka biri değil mi sonunda! Onun da sevdikleri, istedikleri var. Yalnızlık böldü dostluğu bin parçaya, yalnızlığa alışmak. Dostlarla bir arada olmak yok artık. İşin varsa bir aradasın. Seni paradan başka bir şey yapıştırmıyor diğerlerine. Öylesine merHabalar, buluşmalar, sarılmalar yok. Eskiyor, eskiyoruz.
Hava karardı. İyi ki internet var, televizyon var. Telefona da gerek kalmadı, aramaya. Yanındakine yazsan bile yeterli. Bizi kim kopardı? Ölüyor olduğunun farkındasın.