23 Aralık 2012 Pazar

Değişiyorum! a.H.g.


Değişiyorum, biliyorum. Eskisi gibi değil sevişlerim. İnanmıyorum artık bir sürü şeye.. Geride bıraktıklarımı kolay unutuyorum ve Hızla bir yere gittiğim de yok. Aynı yerde kalıyorum ama değişmek durmuyor. Etrafımdakiler de değişiyor. 


Artık anlayışlı biri değilim ve Hayatı sadece kendi anladığım biçimde yorumlayabiliyorum. Başka türlüsüne de gerek yok zaten.



Geride bıraktıklarımdan ilk defa biri beni serseme çevirdi. Hayır, HandE. Bu ikincisi. İlkinde yıllarca sürecek ve zor kurtulduğum vicdani bir Hastalığa kapılmıştım. İkincisi geçen Pazartesi başladı. Yine bir ölüm Haberiyle. Beni derinden sarsmasının sebebi artık görüşmemeyi seçtiğim kişiler olmalarıydı. Geçmiş benden intikam alıyor. EyvallaH! Ödeştim işte çünkü bu ikincisinde vicdan borcu karşı tarafındı. Onu affetmemiştim. Bunu biliyordu, biliyor olmalıydı. Hasta olduğunu bilseydim, bulurdum onu ve "Affettim seni," derdim, affetmediğim HaldE. Bu Hesap zamanı o kadar ağır geçiyor ki üstümde başımda ne kadar iyi anım varsa çıkarıp masaya koyuyorum. Belki de bundan sonra ağırlıklarım olmayacak tekrar gün ışığına çıkabilirsem..

Senle o son gece ayrılırken ev önünde, seni son görüşüm olduğunu asla bilemezdim. Gerçi bir daHa seni görmek istemeyerek bitirmiştim o dönemi.. Biliyorum ki o kadar da acımasız olamazdım aslında. Mutlaka görüşecektik tekrar.

Son günlerinde, Hatta Hastalığın boyunca yanında olmak isterdim, inan çok HEm de.. Beni gücendiremez, kıramazdın da artık. HEm büyüdüm ben: artık 16 - 25 - 30 değilim. Defalarca yaptığımız gibi balık yemeye gitseydik, ben bu sefer artık ciddiye almasaydım senin belli bir saatten sonra söylediklerini.. "Aman boşver be! Haklısın ama boşver! İçelim, güzelleşelim," deseydim.. 

Yaklaşık 6 yıldır dargın olduğun, dünya kadar anını paylaştığın birinin ölümü böyle koyar işte insana.. Bugün olsa yine gücenirdim ama küçük bir kız gibi davranmaz, olgun biri gibi canına okurdum. Tam büyümüşken kaçıp gittin, değil mi? Çok az kalmıştı, seni aramak üzereydim. Erteleyip duruyordum ama konuşmamız gerektiğini biliyordum.. 

Kardeş arkadaşlarım bu günlerin biteceğini söylüyor, ben de sürekli aynı şeyi tekrarlıyorum kendime. Zaten bitmesini de istiyorum. Böyle yaşayamam. Sürekli ardımda dolanıyormuşsun, tam yanımda duruyormuşsun gibi yapamam. Korkuyorum. Yalnız kalamıyorum. 

Değişiyorum işte.. Bazı değişimler istemediğim biçimde gerçekleşiyor. 

Kafamın içinde sanki video player var. Sürekli görüntüler dönüp duruyor. Çoğu zaman bir anda takılıyor, sürekli o anı yaşayıp duruyorum. İşte bu dünyadaki ceHEnnem: bu kayıtların silinmesini istiyorum. Böyle bir HEsaplaşma tek başına olmaz. Sen de olmalıydın. Ölmemeliydin!

Bir gün yeniden karşılaşacak mıyız? 

10 gün önce arasaydım seni, neler derdin bana kimbilir? Bu sorunun bilinmez cevabı artık benim karanlığım oldu.

Vedalaşmamız gerekiyor. Lütfen git artık. Yarım kalman Hiç bir şeye yaramıyor. Sadece bir dostumla konuşacağım senle yaşadıklarımızı çünkü anlatmazsam çürürüm. Onun kim olduğunu biliyorsun, tanışmıştınız. Geri kalanlar pek bir şey bilmeyecek, söz!

Güle güle! Şunu bil bu bir gerçek bugüne kadar Hiç kimsenin ölümüne bu kadar çok üzülmedim ben. Sen beni ölümünle değiştirdin. Yıktın. Gücümü bitirdin. Metanetimi sonlandırdın. Cesaretimi benden aldın. Büyük iHtimalle bunların Hiçbiri umurunda değildi. Belki beni bir tek an bile düşünmedin. Hiç aklına gelmedim. Kimseye benden baHsetmedin. 

HEr yolu deniyorum yolumdan çekilmen için. Zannedildiği kadar güçlü olmadığımı göstereceksin başkalarına.. Keşke bu aramızda sır olarak kalsaydı..

22 Aralık 2012 Cumartesi

Senin için notlar..


ben seni kalbimden söktürmüştüm.. Pazartesi günü anladım ki, dikişlerin yakıyormuş canımı.. hy
başını bana yaslama.. içinde yas var çünkü.. hy
ben seni içimden aldırdım ve dünyaya gelmedi o aşk.. hy
Kırmızı kalbim avucumda sıktığım bir gül! hy
Oysa seni sevmiyordum uzun zamandır. Hayat bitişe doğru Hızla kayıyor. Şimdi ne varsa çarpıp duruyoruz bu düşüşte kayarken..
20 senenin içinde seni nereye koyduysam çıkıyorsun şimdi karşıma. O kadar üzgünüm ki.. Çok yaralayıcı oldu ölümün.
17 yaşımdaydım. Aklım küt küt çarpardı seni görünce. Ben lise formalı sen lacilerin içinde, akşamüstleri..Galiba ağlasam..İnanamıyorum anla!
Ayaklarımın ucunda yükselir, kafamı enyukarı uzatmaya çalışırdım. Sesini duysam HEyecanlanırdım. 17 yaşımdaydım.
Ne çok anımız var seninle. Anlayamadığım bir sürü anı da.. Giderken sen bütün bu geçmişi götürmeden gittin, gizemini başının altına koyarak.
Sevmek istemiştim seni. Uygundun. Seçilmiştin sanki ama sen kolay bozdun HEpsini ve ben Hızla uzaklaştım senden.Artık ölüsün ve içim acıyor.
Sen ölürken ben yaşıyordum. Bir şeyler seni getiriyordu aklıma. Erteliyordum. Aslında çok kırgındım sana ve en azından affettim diyemedim.
Galiba bir kaç zaman senin için yazacağım. Yas tutma süresi bu olsa gerek! Zaten aklıma da senden başka kimse gelmiyor. Çok uzun zaman..
Kurtulmak mı? Delisin. Bir gömleği çıkarıp atmak gibi değil bu olan. Ölmüş, dediler ve sessiz kaldım çünkü o sözcükleri de götürdü giderken.

doğum günün / güran yahyaoğlu

Sevgili Güran,
17 Aralık günü öğrendim 16 Aralık'ta öldüğünü babamdan. O gün benim için Hayat durdu sayılır. Seninle yaşadığımız onlarca şey aklımda geçip duruyor. 2006 senesinde sana yazdığım doğum gününe özel şiiri o zaman vermemiştim, okuma fırsatın olmadı. Şimdi buradan yayınlıyorum. Aziz Hatırana..



doğum günün
Hani sen orada doğdun ya..
Bilip bilmeden, anlamına Hayatını koydun ya..

Onlarca kelimenin kelebek uçuşuyla kanat çırptığı
1 gökyüzüydü sana aşık olmak..
belli belirsiz mırıldanırken,
büyüdü içimde boyun, adımın, adın..
sen kendini çizerken benim alınyazımda
çizgilerin fazla geldi
karaladın kendini kağıtlarım boyunca..

kalabalık içinde, fosforlu yüzünün parlaklığı
gün aydınlığında soluklaştı;
karanlığımda kayboldum.
oysa o kadar karanlıktı ki,
görmedin.. takıldın, üstüme kapaklandın..

kimi köşe başlarında, kimi yalnız yataklarda
çoğu kez karıştı konuşmalar birbirine.
kavşaklarda karşına çıkmamın
belki ebedi belki edebi yönü vardır

koymuyorum buraya Her Hangi 1 duruşu
kayboluşum, karanlıktaki görünmezliğimdendir.
nicedir sesimin boyuna erişmediğini biliyorum.

Yaşlanıyor sözcükler de.. 1 süre önce fark ettim bunu..
Ağır işçisi onlar benim Hayatımın..
Taşıyorlar beni nereye gitmek istesem.

Nefes almak için durdukları yerlerde
Yüzünü görüyorum.
Nereye kaçarsam kaçayım,
Kimden kime koşarsam koşayım
Sana benziyor gördüklerim.
14 yıldır seni mi aradım bilmeden..

Her kapattığım kitabımın ayracı da sendin..
Sana benziyorsa güzeldi Hikayeler..
İçlerinde sesinin mevsimleri varsa korunaklıydı..

Aşkın yolculuklarında durup durup
Kendime , en çok da sana şaşırıyorum..


İyi ki doğdun.. iyi ki yaşadığını biliyorum..
Her sevda biçimine 1 çizik atıyorum adından..
Eğilip tuttuğunu görüyorum elimden beni..
Yanılmasam ya.. çekip alsan ya..

Sırf sen bilmiyorsun diye gerçekler değişmiyor
Benim bildiklerimin içinde sen kendini bu kadar görmezden gelemezsin..
Sana dokunmuyorsa yaşananlar bana dokunuyor..
Sen konuşmuyorsan dünya susmuyor..
Çıkarıp atmak istiyorum içimden..
Kirli 1 elbiseyi sıyırır gibi üstümden..
Evet, sevmiyorum seni..
Bildiğin gibi değil..
İnandığım gibi biliyorum sevgimi..
Ucunu kırdım, bu yüzden batmıyorum sana.
Kanatmıyorsam içinde korunaklı 1 yan vardır sevişimin, sevişmelerimin
Biçimlerimin sadece içine seni alan 1 evreni de vardır
Uymadığın yerde kesip atabilmen için
Acil çıkış kapısı da var bu kadının..
Hem içeride kalıp Hem gider gibi yapmak
Yakışmıyor senin tavrına, tacına..

Hani gidiyor musun,  Hadi gitmek üzere misin?
Sadece gülümsüyorum..
Gitmeni istemememe rağmen kal, demeyeceğim.
Kalışınla beraber kaldıracağım içimdeki çarşafları..
İstediğin gibi dolanabilirsin baHçemde..
Tohumlarını ekip, istediğin çiçeği yetiştirebilirsin..

Seni sevmiyorum, evet.
Sevmem için sen de olmalısın bu sevgide..
Olmadığın 1 yerdeki beni nereden bileceksin;
Geceleri seni özlememden uyuyamadığımı,
Seni sevdiğim için kendime ne kadar kızdığımı..
Sen yokken yaşamayı nasıl becerdiğimden
nasıl  ve ne için Haberin olacak ki zaten..

Çekeceğin taş, fırlayacağın uzaklık olmak istemiyorum..
Ellerinin dibinde bittim, sarmaşık gibi büyüyorum bedeninde..
Kendine sarıldığında bana da sarılmış olacaksın..
Sen bugün doğdun
Ben mutlu oldum.