20 Mayıs 2012 Pazar

Umursamama biçimi

Birileri ardımda konuşup duruyor. Kulaklarım yorgun..

Gözlerim yorgun.. Madem ki o kadar güzel görüyorum; madem ki öyle diyorsunuz, yorulmuşluğumun ürünüdür size sunduklarım.. Dokunmayınca yoruyorsanız kendinizi ve dokununca kaçıyorsanız kuytunuza benimkisi vazgeçme değil, umursamama kararıdır. Ne zaman 1 gülüş, 1 yanaşma, 1 çoğalma gördüğümde vazgeçmeye meyilli olsam da.. Kararım en doğru arayıp bulduğumdur benim..

17 Mayıs 2012 Perşembe

17 mayıs


Seviyorum.. Yaşamımdaki bütün kıvrımların dahilinde hem de..
 
Uzakta bilinmez bir ışık ümidiydi ilk önce. 1998! O yılda tanıştık biz. Farklı yerlere gitmiş yıldızlardık, yakın çok yakın yerlerde parlamaya başlamış.. Aynı aydınlığın sağanağında buluştuk işte o yılda ve tıpkı kayan yıldızlar gibi ayrıldı yollarımız sonra. Yanılmış mıydım? Aynı yolun kahramanları değil miydik biz?! Yavaşça dindi, yağmaz oldu, çöle döndü. Ardından bir gün, aniden çatlayan hayatımın bir deliğinden sızmaya başladı. O akıntıyı hissetmem 8,5 yıla mal oldu. 2007! Bak sen bak! Birdenbire ısrarlı bir yıldız gibi parlamaya başladı tekrar göğümde. Göz kırpıyordu ama zamanla anladım ki sönmeye başlamıştı. İki elimin arasında tuttum onu, sıkmadan, gevşek.. İstediği zaman gidebileceğini bilsin istedim, istediğim zaman gidebileceğimi de bilsin.. Sıcaklıkla ovaladım, yumuşakça.. Çok zordu, hala da zor ya.. Keskin, sivri yanlarını yontmaya çalışıyorum. Geçmişindeki acılı anılarını unutsun en azından acıları dinsin diye uğraşıyorum. Ona sarılırken ben de değişmeye başladım. Onunla birlikte daha iyi bir insan oluyorum. Sevmeye daha çok inandım. HErkes inansın istiyorum.

Gelecek günlerin zorluğunu ondan daha iyi bilerek hem de.. 

Yoklukları, özlemleri, amaçları, öfkeleri içinde onu kaybetmemek için direndim. HEp çok sevdim.. İçinden taşan lavları gördüğüm zamanlarda bile vazgeçmedim ondan.. Onu, ondan vazgeçmeyi düşünmeyecek kadar çok sevdim. En çok ben sevdim diye kimseyle yarışmayacak kadar sevdim hem de.. Onu terk edenlerin karşısında oldum, o kimi sevmiyorsa ben de sevmedim.. Onu kırıp bükenlere diş biledim.. İçindeki sinemanın görüntülerini, seslerini kocaman göğümüzde izledim. kimselere sırrını vermedim. Onu, beni incitenlere gülümsememi istedi, ben bunu pek beceremedim. İstemedim iki yüzlü olmayı. O ise büyük savaşçıydı. Benim yanımda dinsin istedim. Esip gürlerken zarar gördüğünü ona göstermek istedim.

"Sokaklar benim evim," dedi. Ben, "yalnız değilsin artık," dedim.

Onu bırakıp gidenlere, onu başka bir ülkeye, başka birilerine mahkum edenlere dur, dedim. Ona kimsenin dokunmasına, artık onun içine kimsenin bir şey saplamasına izin vermeyeceğimi sessiz, durgun, asık yüzümle belirttim. Yüzüm asıktı çünkü sevdiğimin acılarını ağır çekti yüzümde.. Gülemedim.. Ben onu incitenlere hiç gülümsemedim.

Beş yılımızın ardından korkmadım. Hâlâ cesurum, hâlâ aşığım. İçimi açtığım bu adamla büyüyorum ben. Sevgisi hayatım boyunca sığındığım tek yer. Bir tek onun yokluğu yalnızlığımdır benim. Yoksa onlar öyleymiş, bunlar böyleymiş bize ne!
Yanımdaki asil duruşuna, aşkımıza sahip çıkışına, mutluluğu için mücadelesine tanık oldum. Sevdiğim adam HEp haklı çıkardı beni. İstemeseler de mutluluğumuzu, kendi cehennemlerine çekmeye çalışsalar da bizi, cennete çevirdi hayatımızı HEr seferinde sevgilim.

Oysa sadece mutlu olmak istiyoruz. Yanımızda olsunlar, şölenimizde bizimle gülebilsinler istedik.

Sevmenin kime ne zararı var ki.. Sevmekle yaşar insan. Biz yaşamayı seçtik.