Hangi ara alıştım ki sana, yokluğun bilinçsiz ağrılar Halinde saplanıyor Her yerime?! Aklımın limitsiz tüm kredilerini tükettim. İsyan ettiğimde manasız kalıyor karşında. Kim bilir [sen bilirsin 1 tek] belki benden de beter çekiyorsun bu engin Hasreti ama ben sana söyleyemezsem kime anlatabilirim ki içimdekileri..
Sesini duyduğumda, fotoğraflarına baktığımda ezilen yanımı çekip koparmak istiyorum. Seni düşünmemeye çalışmak demek kendimi de düşünmemek demek. Ben de artık kendimden çıkıp, sadece bir kalıp Halinde yaşamaya çalışıyorum ve beceriyorum da.. Bu kıyımda zaman eriyip gidiyor. Aksini düşünemem bile; senden başkasını istemiyorum.
Önce söylediğini sonra sürdürmezsen Hiçbir şey yapamam. Acı çekmemeyi ya da çekmez gibi göstermeyi Hatta yaşamayı öğrendim. Bütün bu yorgunluklarım da özlemimden.. Önce soru işaretleri ardından nasıl yaniler, sonra olmamalılar, peşi sıra kabullenemeyişim ve en sonunda da Her şey senin istediğin gibi olsunlar..
Sen güzel olan, iyi olan bu aşkta.. Küfrediyorum açıklarda, gözlerimin dolmaması için gerçek bir mücadele veriyorum aralarda.
Benim kendimle ya da senle zorum yok.. Bendeki sevdanın karşılığı sende yoksa ya da kalmazsa bir gün ona da tamam ama bu zamana biri, bir şey yapsın. İçinde sen olmayan Her şeyi daha az seviyorum. Beklemeyi de sevmiyorum. Yaşlanmayı da sevmiyorum. Bomboş bir eve girmeyi de sevmiyorum [bu bile yaşlanmaya başladığımı gösteriyor]. Her şeyin içinde en çok seni seviyorum, hatta kendime yakın desem yeridir.
Erken bir doğum günü kutlaması yapacağım.
1 Ekim’de sadece senle olacağım.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder