3 Şubat 2009 Salı

Dost Bildiklerim Çıkarsa Yalan!

Yazmak isterken önlenemez bir arzuyla, kesinlikle burkacak bir şeyler yazmak istemiyorum ama gecenin bu saatinde aklıma gelen ilk kelime ‘veda’ oldu. Benim içim burkuldu ve biliyorum ki pek çok insan burkularak, ağlayarak sonlandırdı bu geceyi: ‘Barış Akarsu’.. [Huzurla uyu!]
Barış'ın ölümüne gözlerim dolarken benim içimde bu Hafta biri daHa öldü. Ona çok şey yüklemişim, varsın benim Hatam da bu olsun. Onun ölüm sebebi ise yalanlar..
Aklıma kaybettiğim insanlar geliyor. Ben içlerinde en çok babamı özlüyorum. Kimi zaman onu masal kaHramanı gibi devleştirdiğimi de biliyorum..
İlk defa babamın cenazesinde dikkatimi çekmişti. İnsan birini kaybettiğinde en çok neye ağlar? Benim yaklaşık 17 yıldır fark edip Hatta kendimce de defalarca ispatladığım bir şey var: İnsan en çok kendine, kendi için ağlıyor. Bir de anlamsız yarışlar var, belki sadece bana öyle geliyordur:
—Onu en çok ben sevdim.
—O en çok beni sevdi.
—En yakını bendim.
—Siz bilmezsiniz, ben bilirim onu..
Vs.. vs..
Ne önemi var ki bütün bunların?! Yaşarken nerene koyup saklarsın sevdiğini? Sakınarak sevmeyi becerebilir misin? Kendimi önemsiyorum bu noktada; biliyorum, güzel seviyorum. İçimde sıcacık tutuyorum sevdiklerimi. Onlar üşürse, benim arka baHçeme kar yağar.
Sevgilim dünyanın en güzel gözlerine saHip. Dünyanın en güzel gözleri bana bakıyor. Ona göre gel bir de gözlerimi bana sor, diyor ama bilmiyor ki sadece o gözlerinden bile içine girip akmak, onun enginliğinde arınmak yaşamak borcum benim. Ölürse dünyadaki cennetim soğuyacak, ben de donacağım.
Ey dostlar, ey dost bilinenler!
Gözlerinizi yummayın. Gerçekleri bütün açıklığıyla göresiniz diye demiyorum. Yalan da olsa mutluluk kişiye özel ve biri mutluysa dünya biraz daha güzel bir yer. Oysa aslında yalanlara ne gerek var, değil mi? Evet, kimi zaman gerçekleri olanca çıplaklığıyla sergilemeye gerek yok. Yok ama inciteceğini bile bile karşındakinin içine girip, onu hedef tahtası sayıp, 12den bıçaklarını saplamanın ne alemi var?! Seviliyorsan sevildiğince daha güzelsin. Kendine savaş boyaları sürüp neden çirkinleştirir ki insan kendini? Zaten olduğun gibi sevilmişsin. Dönüp gecenin en ahlaksız kelimesine takılıyorum: Yalan!
Bana yalanlar söyleme çünkü seni sevmeye devam etmek istiyorum.
Sana kıyamazken içime girip soktuğun bıçakları, bir gün kendimden çıkarıp sana sapladığımda suçlamaya utanmayacak mısın beni?
Bu gece bir sürü yüreklerden bir cenaze kalktı. Sevgili Barış, sen giderken aklıma yaşarken ölenler geldi. Dost saydığım birinin cesedini gömdüm ben de bu gece.. Yoksa Her yer kokacaktı çünkü aslında uzun süre önce ölmüştü. Sevgilerime sadakatimden kabullenmek istemedim. Ölüm işte.. Öldü mü ölünüyor.
Herkese benimki gibi bir sevda diliyorum. O olmasa katlanmak çok zor olacaktı bütün bu yaşananlara..
Sevgilime daha çok sığınıyorum o güzel, engin gözlerinden girip.. Onun varlığı bu anlamsızlıkları kolaylaştırıyor. Gülüşümde aksini gördükçe içime düşen ateşler Hayatı parlatıyor. Aileme dört elle sarılıyorum ve biliyorum ki aslında ben, dünyanın en mutlu kadınıyım. Varsın kimi dost sayılanlar yaşarken ölsün. Belki bencillik biliyorum ama kalan sağlar bizimdir. Yaşadıkça sevmek lazım, sevdikçe kırmadan ve kırılmadan orta bir yol bulmak gerekiyor. Eğer ki kırdıysam birilerini kurmadan kırmışımdır ve delice pişmanımdır. Kırıklarımı bu gece denize döktüm. İnsanlarla barışmaya Hazırım. Tüm kalleşliğine rağmen seviyorum Hayatı çünkü kalleşliğinden çok sevda yüklü günlerinin gecelerinin varlığını da biliyorum. Sevdiklerimi kaybetmekten delirircesine korkuyorum. Sevdiklerimize ilişelim ve büyüyelim belki bir çıkar yol buluruz. Hayatla uzlaşmanın yolunu şimdilik buldum ben. Ne kadar sürer bilmiyorum ama mutluyum.
Aklıma bir söz geldi:
“Eğer bir tebessümün yoksa sana benimkilerden birini verebilirim.”

05.07.2007

hy

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder